Not: Bu yazı Türkiye’de yaşayan çok sayıdaki ÇerkeZ'lere hitaben yazılmamıştır.üstlerine alınmasınlar)

Merhaba değerli okuyucular

Uzun süredir ara verdiğim yazılarıma tekrar başlıyorum.Bu ikinci merhabam da yalnız değilim

Bu yazıyı bin yıllık kadim dostum ve yol arkadaşım,Ğış Hayat ile birlikte hazırladık.

Ğış Hayat'a katkılarından dolayı sonsuz şükranlarımı sunarım.

Antoine Poidebard, Fransız Coğrafyacı, Arkelog ve Cizvit Papazı, 1878 Lyon Doğumlu - Ölümü 1955 Beyrut. 1904-1907 yıllarında Tokat'ta bulunan "Ermeni Misyonunu"nda 3 yıl, doktor yardımcısı sıfatı ile bulunuyordu. 

Antoine Poidebard'ın hatıratın'da katıldığı bir Çerkes köyünde şöyle bir Wored(şarkı)duyduğundan bahseder

Akşam küçük odamız'da sakince uykuya dalarken, eski konağın öbür ucundan bence artık daha da elemli bir tını kazanan Çerkes marşının sesleri hala duyuluyordu:

***

Ey Vatan, Vatan! Sensiz nasıl yaşanır?

Vatan, sen bizim için hayatımızdan daha değerlisin

Ve arkandan ağlarız.


Heyhat evlatlarım, evlatlarım!

Sizden böylesini bekleyebilir miydim?

Neden başınızı ortaya koymadan, kanınızı akıtmadan

Beni öyle bıraktınız?


Ben çocukluğunuzdan beri

Sizi koynumda besledim

Ve yetiştirip

Erkek safına geçirdim.


Ben kemiklerinizi ve küllerinizi sakladım!

Siz ise kendinizi düşünüyorsunuz

Ve beni vicdanınızın

Mahkemesiyle yargılıyorsunuz.


Sırf benim gözümde

Suçlu değilsiniz.

Bütün dünyanın gözünde

Sorumlusunuz.


Velinimetini

Unutmak

Utanılacak şeylerin

En alçağıdır.


Ey Vatan, Vatan! Seni unutmadık.

Bedenlerimizi götürdük Ama sen ruhlarımızı alıkoydun.


Vatan, seni unuttuğumuzu

Hiç sanma!

Biz kalbimizle ve kanımızla

Seni arayacağız!


*****

Eski vatanları hakkında yaktıkları şarkı böyleydi. Ben ise yitik dinlerini düşünüyor ve bu güçlü ve soylu ırk için yavaşça dua fısıldıyordum

Antoine Poidebard

1905



1866 yılında; yaklaşık 200 aile Vatana geri dönmek için, İstanbul’daki Rusya başkonsolosluğuna dilekçe verir, talepleri red edilir. Bunun üzerine kara yoluyla gitmek isterler, ancak bu kez de Osmanlı ordusu onları durdurur ve aralarında ciddi çatışmalar çıkar .


1867 yılında; 50 aile Vatana geri dönmek için İstanbul’daki Rusya başkonsolosluğuna dilekçe verir, talepleri red edilir.


1868 yılında; 30 aile ellerinde ne varsa satarak, Vatana gitmek için Samsun limanındaki Türk denizcilerle anlaşır ve iki tekne kiralarlar. Ancak denizciler paralarını almalarına rağmen durumu yerel makamlara ihbar eder ve aileler Anadolu’nun içlerine sürgün edilir.


1877 yılında; 100 aile Vatana geri dönmek için İstanbul’daki Rusya başkonsolosluğuna dilekçe verir, talepleri red edilir.


1890 yılında; 60 aile Vatana geri dönmek için İstanbul’daki Rusya başkonsolosluğuna dilekçe verir, talepleri red edilir.


1905 yılında; 100 aile Vatana geri dönmek için İstanbul’daki Rusya başkonsolosluğuna dilekçe verir, talepleri red edilir.


Çarlık rusyasının yıkılıp yerine demir yumruk gibi gelen SSCB dönemi ise Türkiye’deki Çerkesler için Vatan, büyüklerinden dinlediği, hayallerde yaşatılan “Kafdağı’nın ardındaki masallar ülkesi” olmuştur artık..


Diğer ülkelerdeki Diasporalılar ise pes etmez. 1940’lı yıllardan 80’li yıllara kadar, çok az da olsa; özel çabalarıyla, ve mevcut yönetimin çıkardığı zorluklara rağmen Suriye’den Ürdün’den gidip her türlü baskıya rağmen köklerine tutunanlar vardır.


Kafkasya Dağlı Halkları Birliği’nin 30.000’e yakın kişinin katılımıyla 1990 yılındaSohum’da düzenlediği Kafkas Halkları Kongresi’nde yayınlanan bildiride; “dışarıdaki Kuzey Kafkasyalı topluluklara engel çıkarılmadan anavatanlarına dönüş hakkı tanınması” istenir SSCB’den.


1991’de SSCB dağılır ve Adıgey bağımsızlığını ilan eder, 1992’de ise Rusya’yla federasyon anlaşmasını imzalar ve değişen bir şey olmaz. Dönüş yine Rusya’nın onayından geçmektedir.


Bu dönemde, diğer diasporalılara göre en yüksek nüfusa sahip Türkiye’deki Çerkesler, örgütlerinin çatısı altında bir ortak akılda dahi toplanamazken; 1992 yılında Suriye’deki Rusya elçiliği Suriyeli Adigelere 120 pasaport vermişti bile.. Türkiyeden geri dönenler ise Adigey Cumhuriyeti ve Kabardey Cumhuriyetinde toplam 900 küsür kişi geri dönüş yapmış yani 1000 kişi bile değil...!

1998 yılında Yugoslavya dağıldığında Rusya, 22 aileden oluşan 101 Adige’yi Kosova'dan Adigey'e taşınmıştır. Kalan 23 Adige de daha sonra Maykop'a gelmiştir.


Ürdün, Suriye ve Kosova’dan gelen Çerkesler, bu ülkelerle bağlarını koparmadan, Adıgey’de yerleşik olarak yaşamaya devam etmektedir.


“Vatanımıza geri döndük” diyen Türkiyeli Çerkeslerden, yerleşik olarak Vatanda yaşayanların sayısı ise maalesef bu sayıların yanına dahi yaklaşamamaktadır.


2018 yılında, Adıgey’in 875 kişilik geçici oturum izni kotasına, biz de dahil Türkiye’den toplam 15 Çerkes başvuruda bulundu. Diğer başvuruların çoğu Ermeni, Özbek, Türkmen, Ukrayna gibi çeşitli etnik kökenliler tarafından yapılmıştı.


En yoğun Çerkes nüfusun yaşadığı Türkiye’den sadece 15 kişi..


Türkiye’deki bu kadar kişi, bunca yıldır ne yapıyor peki?


Çerkes olanlar elinde kalanları koruma-kurtarma ve Vatana dönme çabasında,


ÇerkeZ olanlarsa;

Başka milletlerin geleneklerini benimsemiş 

Başka milletleirn korumalığına soyunmuş

Bu başka milletlerin görece düşmanlarına, düşman olmuş

sosyal hayatta'ki ve dünyasal hiçliğini,Çerkes kimliği arkasına saklanarak örtme gayretinde olmuş.

Dünyayı karışkarış gezmesine rağmen ,lütfen Vatanına görme zahmetine bile katlanmamış

Ara sıra gittiği ,Ekip gösterileri,piknikler,Bayrak Günü, Dil Günü kutlamalarında, dil kurslarında, sempozyumlarda, toplantılarda vicdan rahatlatıyor,

Elbette insanlar istediğini yapma yada yapmama özgürlüğüne sahiptir,burada itirazımız  aydiyet duygusundan yoksun biyolojik olarak taşınan Çerkesliğin toplumun geri kalanına empoze etme çabalarıdır.

21 Mayıs Yas Gününe, “21 Mayıs Etkinlikleri” diyor,

155 yıl önce yaşanan soykırımı simgeleyen yas gününün adı artık “etkinlik”;


“Atalarının ayak basmadığı yerlere ısrarla gitmelerin,


hiçbir rasyonel gerçekliği olmayan, içi boş sloganlar atmaların,


derneklerin en fazla kalabalıkla boy gösterme savaşlarının,


sosyal medyada fotoğraf paylaşma çılgınlığına dönüşen


bu anlamsızlıklar zincirinin adı olsa olsa zaten “etkinlik” olurdu.


“Etkinlik” oldu da...


Yıllardır aynı kişilerin tekelinde olan derneklerin düzenlediği piknikler, haluj geceleri, yıl sonu kapanış gösterileri gibi etkinliklerden biri artık 21 Mayıs..



Son sözümüz; 

Vatan bilincini koruyan, Çerkes’lere;



“Herşeye rağmen, herşeyi göze alarak Vatanınıza dönerek doğrusunu yapıyorsunuz; sizler sonraki kuşakların geleceğini Vatanda inşa edeceksiniz.”


Çerkes Kardeşlerimiz ve büyüklerimizle  birgün, 1 Ağustos- Geri Dönüş Günü’nü Vatanımızda kutlamak dileklerimizle…

Saygı ve sevgilerimizle


Şewcen Gökhan & Ğış Hayat
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.